Çorum Ulu Camisi (Murad-ı Rabi Camisi)

Merkez CamiTarihi Yapılar
Çorum Ulu Camisi (Murad-ı Rabi Camisi)

Çorum Ulu Camisi, şehir merkezinde Osmancık Caddesi üzerinde yer alan ve kentin en eski ibadet yapılarından biri olarak kabul edilen tarihî bir camidir. Çorum, Anadolu’nun kavşak noktasında yer alan ve Selçuklu ile Osmanlı dönemlerinde önemli bir yerleşim olan bir kenttir; Ulu Cami de bu uzun yerleşim geçmişinin çarpıcı tanıklarından biridir. Yapı, asırlar boyunca yaşadığı depremler, onarımlar ve plan değişiklikleriyle bugünkü görünümüne kavuşmuştur.

Tarihçe

Caminin ne zaman yapıldığı konusunda araştırmacılar kesin bir tarih verememektedir. Bununla beraber Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat’ın azatlı kölesi Hayrettin Hazır tarafından yaptırıldığı kaynaklardan öğrenilmektedir. Ağaç işçiliği yönünden son derece önemli bir eser olan minberine dayanılarak caminin Selçuklu döneminin sonlarında yapıldığı ileri sürülmüş ve XIII. yüzyıl sonları ile XIV. yüzyıl başlarına tarihlendirilmiştir. Ancak bu minberin cami ile bağlantılı olup olmadığı tartışmalıdır; minberin daha sonra camiye getirildiği de ileri sürülmüştür. Minberin nereden getirildiği bilinmemekle birlikte, büyük olasılıkla bir başka Selçuklu camisi için yaptırılmış ve sonradan Çorum Ulu Camisi’ne konulmuştur.

Yapı, Sultan II. Beyazıd zamanındaki bir depremle hasara uğramıştır. Daha sonra Sultan III. Murad ve Sultan III. Selim zamanlarında değişikliğe uğramıştır. Caminin Mimar Sinan tarafından onarıldığı, Mimar Sinan’ın Tezkiret-ül Ebniye isimli eserinde yazılıdır. Sultan IV. Murad zamanında yapılan onarımdan sonra cami “Sultan Murad-ı Rabi Camisi” olarak adlandırılmış, bu adlandırma yapının ikinci adının kaynağı olmuştur. Bunu XIX. yüzyılda gerçekleştirilen daha geniş bir onarım izlemiştir.

Onarımlar ve Plan Değişiklikleri

Cami ilk yapımında ağaç sütunların taşıdığı toprak damlı, dikdörtgen planlı bir yapıydı. Sultan IV. Murad zamanında yapılan onarımla yapının mimari planı tamamen değiştirilmiş ve Osmanlı mimarisindeki çok kubbeli ulu cami plan tipine dönüştürülmüştür. Evliya Çelebi bu onarımı “Çarşı içinde Mimar Sinan Ağakari (yapısı) olup cemaati çoktur” şeklinde belirtmektedir. Bu dönemde ibadet mekânının üzeri sütunların taşıdığı dokuz kubbe ile örtülmüştür. Sultan III. Selim zamanındaki onarımla ibadet mekânı kareye dönüştürülmüş ve üzeri köşelerdeki üçer sütuna dayalı piramidal, konik bir kubbe ile örtülmüştür.

Ulu Cami, 1786 ve 1793 yıllarındaki depremlerde büyük zarar görmüş ve sonrasında sekiz yıl boyunca harap bir durumda kalmıştır. Çorum halkı Bozok ve Çankırı Mutasarrıfı Çapanoğlu Abdülcabbarzade Süleyman Bey’den yardım istemiştir. Bunun üzerine Abdülcabbarzade, caminin eskiden olduğu gibi dokuz kubbeli olarak onarımını başlatmıştır. Onarım sürerken Abdülcabbarzade Süleyman Bey ölmüş, oğlu Abdülfettah Bey caminin günümüze ulaşan ahşap, ortadaki büyük tek kubbesini yaparak son cemaat yerine de tek katlı bir ekleme yapmış ve onarımı 1810 yılında tamamlamıştır.

Mimari

Caminin yapımında blok taşlar kullanılmış; bunların arasında üzerinde yazılar bulunan taşlar ile Roma devrine ait taşlara da rastlanmıştır. Bu durum, yapının inşasında bölgedeki daha eski yapılardan getirilen devşirme malzemenin kullanıldığını gösterir. İki sütunlu bir girişten sonra beş kubbeli bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Bunun dışında kalan bölümler ahşap çatılıdır. Mihrap mermerden olup barok üsluptadır ve mermer kaplamalıdır. Son cemaat yerinin iki tarafında birer şerefeli iki minare yükselmektedir.

Yapının en değerli ögelerinden biri ahşap minberidir. Minber üzerindeki kitabeden 1306 (Hicrî) tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Aynı kitabeden minberi Ahmet bin Davut isimli bir kişinin yaptırdığı öğrenilmektedir. Ayrıca minber üzerinde Ankaralı bin Ebubekir ve Davud bin Abdullah adlı iki ağaç ustasının ismi de yazılıdır. Çatma kündekari tekniğinde, geometrik bezemeli bu minber Selçuklu ağaç işçiliğinin en güzel örnekleri arasında sayılır. Yıldızlı ve iç içe geçmiş çokgen geometrik kompozisyonların içleri rumilerle doldurulmuştur. Buna benzer bir diğer minber de Çorum’da, günümüze ulaşamayan Beyler Camisi’nden Hamid Muzaffer Paşa Camisi’ne getirilmiştir.

Konum ve Çevresi

Cami, Çorum’un tarihî çekirdeğinde, çarşı ve şehir merkezine yakın bir konumda bulunur. Çevresinde kentin tarihî dokusunu oluşturan başka eserler de yer alır. Aynı dokuyu paylaşan Han Camisi ve Hıdırlık Camisi gibi yapılar ile kentin geçmişine ışık tutan Çorum Müzesi ve Çorum Saat Kulesi merkezde gezilebilecek diğer noktalar arasındadır.

ℹ️ Bu yazı, özgün arşiv içeriğinin üzerine ek tarihsel bağlam ve düzenlemeyle zenginleştirilmiştir.