Hattuşaş

Boğazkale
Hattuşaş

Hattuşa (Hattuşaş), Çorum’un Boğazkale ilçesinde yer alan ve Hitit İmparatorluğu’na uzun süre başkentlik etmiş antik kenttir. Anadolu’nun en önemli arkeolojik alanlarından biri olan kent, surları, anıtsal kapıları ve tapınaklarıyla bilinir.

Tarihçe

Mısır, Babil ve Mitanni gibi Eski Doğu’nun büyük güçlerinden biri olan Hititler, yaklaşık M.Ö. 1200 yıllarına kadar Anadolu’nun büyük bir kısmına ve zaman zaman da Kuzey Suriye’ye hükmetmişlerdir.

İlk yerleşim izleri, Kalkolitik (Taş) Çağ’a kadar (M.Ö. 5000) inmektedir. Kesintisiz yerleşmeye başlanılması ise, Eski Tunç Çağı’nın sonlarına (M.Ö. 3000) doğru olmuştur. Bölgenin yerli halkı olan Hattiler, burada bir kent kurup, Hattuş adını vermişlerdir. M.Ö. 20. yüzyılda Orta Dicle Bölgesi’nden gelen Assurlu tüccarlar, Hatti yerleşmesinin hemen dışında, bir Karum (bir ticaret kolonisi) kurmuşlardır. Bu yıllarda Kaniş/Neşa’nın (Kayseri yanındaki günümüz Kültepe’si) denetimi altındaki Assur Ticaret Kolonileri, Güneydoğu ve Orta Anadolu’ya yayılmıştır. Adının Hattuş olduğu bilinen bu yerleşimi M.Ö. 1700’lerde ilk Hitit Büyük Kralı Kuşşaralı Kral Anitta yıkmıştır.

Hitit yazılı kaynaklarından anlaşıldığına göre, I. Hattuşili’nin iktidara gelmesiyle (M.Ö. 1665-1640) Hattuşa, Hititlerin başkenti olmuştur. Kent, Hitit İmparatorluk döneminin sonuna, yani yaklaşık M.Ö. 1200 yıllarındaki çöküşe kadar bu konumunu korumuştur.

Surlar ve Kapılar

Hitit İmparatorluk döneminde, yani M.Ö. 14. ve 13. yüzyıllarda, şehir yaklaşık olarak altı kilometre uzunluğunda bir surla çevrilmiştir. Daha geç bir imar evresinde bu surların önüne ikinci bir duvar daha örülerek, kent daha sıkı bir savunmaya alınmıştır. Bu yeni sur üzerinde bulunan anıtsal şehir kapılarının çoğu günümüze kadar oldukça sağlam durumda gelmiştir. Güneybatıda, dış yüzünde aslan yontuları bulunan Aslanlı Kapı ile iç yüzünde silahlı tanrının bulunduğu Kral Kapı, bunların en önemlileridir.

Kentin güney ucundaki Yer Kapı’nın özel bir rolü olmalıydı. Burada 30 m. yüksekliğinde, 250 m. uzunluğunda ve 80 m. genişliğinde bir toprak set oluşturulmuştur. Bu set üzerinden geçen kent surunun ortalarında Sfenksli Kapı yer alır. Bu kapının tam altında, Hattuşa’nın bugün içinden geçilebilen tek poterni (tüneli) vardır. 71 m. uzunluğunda ve 3 m. yüksekliğindeki poternden geçilerek sur dışına çıkılmaktadır.

Saraylar ve Resmi Yapılar

Şehirde ayakta kalmış, izlenebilen yapıların büyük bölümü, surlar gibi, M.Ö. 13. yüzyıldan kalmadır. Kraliyet yapılarının yer aldığı Büyükkale’de, direkli galerilerle çevrili avlular, konutlar, depo binaları ve büyük bir kabul salonuyla, büyük bir saraya ait kalıntılar ortaya çıkartılmıştır.

Yukarı şehirde tapınaklar yanında, kraliyet saraylarının bulunduğu Büyükkale’nin önünde, resmi işlere ayrılmış bazı anıtsal yapılar açığa çıkartılmıştır. Şehrin bu bölümünde, son Hitit Büyük Kralı II. Şuppiluliuma’nın Luvi hiyeroglifleriyle taş üzerine kazınmış, kendisi ve babası IV. Tuthaliya’nın yaptığı işleri anlatan iki büyük yazıt bulunmaktadır.

Tapınaklar

Hitit metinlerinde sık sık “Hattuşa Ülkesinin bin tanrısından” söz edilmektedir. Kuşkusuz bu tanrıların çoğu İmparatorluk başkenti Hattuşa’da kendilerine bir tapınım yeri edinebilmişlerdir. Başkent Hattuşa’da bugüne kadar 31 yapı tapınak olarak tanımlanmıştır. Hattuşa’nın en büyük dini yapısı olan Büyük Tapınak, aşağı şehirdeki konutların ortasında tek tapınak olarak yükselir. İki kült odası olduğu için tapınak, imparatorluğun tanrılarının en büyükleri olan fırtına tanrısı ile Arinna’nın güneş tanrıçasına adanmış olmalıdır.

İlgili Yerler

Hattuşa’yı gezenler, kentten çıkarılan eserlerin sergilendiği Boğazköy Müzesi ile aynı dönemin başka önemli Hitit merkezleri olan Şapinuva ve Alacahöyük antik kentlerini de görebilir. İlçenin genel tarihi için Boğazkale Tarihi yazısına bakılabilir.

ℹ️ Bu yazı, özgün arşiv içeriğinin üzerine ek tarihsel bağlam ve düzenlemeyle zenginleştirilmiştir.