Bizans, Danişmendli, Selçuklu ve Beylikler Döneminde Çorum

Çorum’un adının ve halkının kökeniyle ilgili Danişmendname rivayetleri Tarihçe ve Çorum’un eski ismi ve adının kökeni sayfalarında ele alınmıştır. Bu sayfa, Çorum Tarihi kitabının Ömür Bakırer imzalı ikinci bölümüne (s. 59-92) dayanarak aynı yüzyılları farklı bir açıdan — Bizans dönemindeki kimlik tartışması, Danişmendli-Selçuklu-Beylikler dönemindeki idari ve ekonomik durum, Çorum Kalesi’nin belgeli tarihçesi — ele alır. Kitaba göre Çorum kentinde bu döneme ait anıtsal yapı neredeyse hiç kalmadığından, Orta Çağ tarihi büyük ölçüde varsayımlara ve komşu bölgelerle karşılaştırmaya dayanmaktadır (Çorum Tarihi, s. 61).
Bizans dönemi: Eukhaita, Nikonya, Yankoniye tartışması
Kitaba göre Çorum’un Bizans dönemindeki kimliği araştırmacılar arasında hâlâ tartışmalıdır. 1890’da W.M. Ramsay, Bizans kaynaklarında geçen Eukhaita kentinin Çorum’un kendisi olduğunu ileri sürmüş; 1903’te J.G.C. Anderson bunun yerine yakındaki Elvan Çelebi köyünü, 1926’da H. Gregoire ve H. Cumont ise Avkat köyünü önermiştir. Yakın dönemde S. Vryonis, Eukhaita’nın Çorum olduğu görüşünü yinelemiş ve kente ayrıca Yankoniya adını da yakıştırmıştır (Çorum Tarihi, s. 61-62). Bu arada Amasya tarihçisi H. Hüsamettin’in hiçbir gerekçe göstermeden andığı Nikonya ve Yankonya isimleri başka araştırmacılarca da tekrarlanmış; T. Anakök ise 715-717 Arap seferi sırasında komutan Müslime’nin Çorum’un adını değiştirdiği yönünde belgesiz bir rivayet aktarmıştır. M.H. Yınanç ise bu isimlerin Danişmendname’ye dayandığını ancak kentle ilgisi olmadığını savunur. Kitap, Çorum’un Eukhaita, Nikonya ya da Yankoniye olduğunu kanıtlayacak da, olmadığını kanıtlayacak da bir belge bulunmadığını, bu nedenle isim sorununun sağlıklı bir çözüme kavuşmadığını belirtir (Çorum Tarihi, s. 62).
Aziz Theodore kültü, ticaret ve yol ağı
Eukhaita’nın Çorum ya da yakın çevresi olduğu kabul edilirse, kentin Bizans döneminde Aziz Theodore Stretelatis kültünün merkezi olarak dini ve ekonomik açıdan geliştiği anlaşılır; hacıların getirdiği bağışlar ve azizin bayramında kurulan panayırlar kentin nüfusunu ve çarşı-pazar hayatını canlandırmış, Eukhaita bu bakımdan Ankara ve Amasya ile karşılaştırılmıştır (Çorum Tarihi, s. 65-66). Kentin metropolitliğe yükseltildiği tarih için araştırmacılar arasında görüş ayrılığı vardır: Ramsay bir yerde 886-911, başka bir yerde 886-959 tarihini önerirken, Vryonis 11. yüzyılı işaret eder (Çorum Tarihi, s. 64). Eukhaita, döneminin iki önemli güzergahı üzerinde bir durak olarak anılır: kuzey-güney doğrultusunda Amisos’tan (Samsun) Caesareia’ya (Kayseri) uzanan “Ticaret Yolu” ve doğu-batı doğrultusunda Nikomedia’dan (İzmit) Gangra (Çankırı) ve Andrapa (İskilip) üzerinden Eukhaita’ya, oradan Amaseia’ya (Amasya) bağlanan “Hacılar Yolu” (Çorum Tarihi, s. 66-67).
Çorum kentinde Bizans dönemine ait yapı kalıntısı bulunmamakla birlikte, kalenin duvarlarında yapı taşı olarak kullanılan bazı yazıt ve sütun parçaları bölgede Roma ve Bizans dönemine ait yapıların, belki de bir kalenin var olduğuna işaret eder. Kitap, eğer Bizans döneminde bir kale inşa edildiyse bunun 7. yüzyıla (Arap akınlarına karşı kurulan “tema” sistemiyle) ya da İmparator III. Michael döneminde (860’lardan sonra) yapılmış olabileceğini öne sürer (Çorum Tarihi, s. 67-68).
Danişmendli fethi (1075) ve isim rivayetleri
Çorum ve çevresinin Danişmendliler tarafından fethi konusunda kitap iki farklı rivayeti aktarır. Danişmendname’ye göre Emir Danişmend Ahmet Gazi, 1071 Malazgirt Savaşı’na katıldıktan sonra bu yöreyi fethetmekle görevlendirilmiş; 1073’te Tokat ve Zile’yi, 1075’te de Amasya’nın ardından Çorum’u almıştır. Rivayetin bir başka biçiminde, Ahmet Gazi’nin gönderdiği Çavlı Bey’in kuşatması Bizans valisi Nestor’un çevre kentlerden aldığı yardımla püskürtülmüş, kenti bizzat Ahmet Gazi 1075’te fethetmiştir (Çorum Tarihi, s. 68). Buna karşılık kitapta yer alan ikinci bir görüşe göre bölgenin gerçek fatihi Emir Danişmend Ahmet Gazi değil, Melikşah’ın komutanlarından Emir Artuk ya da Emir Tutak’tır; Ahmet Gazi’ye ise fetihten sonra bu bölgeye emirlik verilmiştir (Çorum Tarihi, s. 68-69).
Kentin adının kökeni için Danişmendname’de anlatılan Cürümlü→Çorumlu rivayeti ile, Ahmet Gazi’nin Oğuz Alayuntlu boyundan Çorumlu oymağını reisleri İlyas Bey ile birlikte yöreye yerleştirdiği rivayeti kitapta yan yana aktarılır; ikinci görüşe göre kent, oymağın adıyla önce Çorumlu, Hicri 1000 yılından (1591-92) sonra ise Çorum olarak anılmıştır. Evliya Çelebi ise adın kökeninde “Çorlu” ve “Çevri-Rum” sözlerinin bulunduğunu yazar (Çorum Tarihi, s. 69-70).
Danişmendli, Selçuklu ve “sönük kasaba” dönemi
Danişmendliler, 1095-1176 yılları arasında Anadolu Selçuklularına bağlı olarak Yeşilırmak ve Kelkit havzasında hüküm sürmüş, beylikleri 1127-1142’de Ankara, Çankırı, Kastamonu, Çorum ve Yozgat çevresine kadar genişlemiştir. Beylik, 1174’te II. Kılıç Arslan tarafından Selçuklu topraklarına katılmış; Çorum bundan sonra Sivas merkezli Danişmendiye vilayeti’nin bir parçası olmuştur (Çorum Tarihi, s. 70-71). Ancak kitaba göre Çorum, komşu Sivas, Amasya ve Tokat kentlerinin aksine bu dönemden kalma anıtsal bir yapıya sahip değildir; bunun nedeni olarak kentin, Anadolu’yu Karadeniz limanlarına bağlayan iki ana kervan yolunun (batıda Ankara-Çankırı-Kastamonu-Taşköprü-Sinop, doğuda Kırşehir-Yozgat-Turhal-Amasya-Ladik-Samsun) dışında kalması gösterilir; bu nedenle yakınına bir kervansaray da inşa edilmemiştir. Kitap, F. Sümer’in Selçuklular devrinde bölgenin asıl merkezinin Karahisar Demirli olduğu, Çorum şehrinin ise ancak Osmanlılar devrinde geliştiği görüşünü de aktarır; bir başka görüş ise kentin hem Selçuklular hem Beylikler döneminde “sönük bir kasaba” olduğu yönündedir (Çorum Tarihi, s. 71-72, 80-81). 15. yüzyıldan sonra önem kazanan Bursa-Tebriz ticaret yolu üzerinde ise Çorum bir durak haline gelmiştir (Çorum Tarihi, s. 72).
Moğol istilası, Eretna ve Kadı Burhaneddin beylikleri
1243’te Kösedağ’da Selçuklu ordusunu yenen Moğollar, 1256’dan itibaren Anadolu’da fiilen işgal kuvveti bulundurmaya başlamış; Çorum’u da içine alan bölge, Kayseri’den Çankırı’ya uzanan geniş bir alanla birlikte Rum vilayeti olarak umumi valilerce yönetilmiştir. İlhanlı Devleti’nin 14. yüzyıl ortalarında dağılmasıyla bölgede sırasıyla Eretna Beyliği (1341) ve Kadı Burhaneddin Beyliği (1380) kurulmuştur (Çorum Tarihi, s. 72-73). Eretna’nın 1352’de ölümünün ardından beylik zayıflamış, 1360’larda Çorum, İskilip ve Osmancık yöreleri Amasya hükümdarı Şadgeldi Paşa’nın beyliğine bağlanmıştır (Çorum Tarihi, s. 73). Kadı Burhaneddin, 1380’de Eretna topraklarını ele geçirerek Osmanlıların geliştirmeye çalıştığı Bursa-Tebriz ticaret yolunu kontrol eder duruma gelmiştir. Bunun üzerine 1392 Temmuzunda Çorumlu sahrasındaki Kırkdilim mevkiinde Yıldırım Bayezid’in ordusu Kadı Burhaneddin’e yenilmiş, Şehzade Ertuğrul bu savaşta ölmüştür; ikinci bir Osmanlı seferi kısa süre sonra Çorum, Kastamonu, Osmancık, Merzifon ve Amasya çevresini yeniden almayı başarmıştır (Çorum Tarihi, s. 73-74).
Kitaba göre bu dönemde Çorum yöresinde kalabalık bir Kara Tatar nüfusu yaşıyordu. Timur, 1404’te Anadolu’dan dönerken bunların bir kısmını göçürmüş; Çelebi Mehmet ise 1416’da Osmancık tahtına geçtikten sonra Çorum ve İskilip’teki Kara Tatar obalarını Rumeli’ye, Filibe yöresine sürmüştür. 1461’de Trabzon’un fethinden sonra da Çorum’dan alınan bir kısım nüfus bu kez Trabzon’a yerleştirilmiştir (Çorum Tarihi, s. 74-75).
Çorum Kalesi ve Ulu Cami minberi
Kitabesi olmayan ve kesin yapım tarihi bilinmeyen Çorum Kalesi, Danişmendli ya da Selçuklu yapısı olarak değerlendirilir ve Orta Çağ’dan kalan tek özgün yapı kabul edilir. Kaleye ilişkin en eski yazılı belge 1571 tarihlidir; 1577 tarihli bir belgede kaleden “Sultan Süleyman Han Hayratı” olarak söz edilir ve kale içinde dört mahalle bulunduğu, 1609’da ise kaleye bir varoş eklenmesi için 120.000 akçe tahsis edildiği anlaşılır. 17. yüzyılda Çorum’a gelen Evliya Çelebi, kalenin Sultan Kılıç Arslan tarafından yaptırılmış küçük bir Selçuklu yapısı olduğunu yazar. 1842’de kentten geçen gezginler W.F. Ainsworth ve W.J. Hamilton ise duvarlarda çok sayıda devşirme mermer sütun, haçlı mezar taşı ve yazıt kullanıldığını, bunların erken dönemde Hıristiyanlığı benimsemiş bir yerleşimin izleri olabileceğini gözlemlemiştir (Çorum Tarihi, s. 75-77). Kentteki bir diğer Orta Çağ eseri, Ulu Cami’deki 1307 tarihli ahşap minberdir; caminin ilk kurgusunun 13. yüzyıl sonuna, III. Alaaddin Keykubat dönemine tarihlendiği, minberin ise muhtemelen yakındaki Karahisar köyünden getirildiği düşünülür (Çorum Tarihi, s. 77).
Karahisar Demirli ve Elvan Çelebi zaviyesi
Çorum’da mimari kalıntı azlığına karşın, Alaca’nın yaklaşık 5 km kuzeydoğusundaki Karahisar Demirli (Kalehisar) yerleşmesinde 13.-14. yüzyıla tarihlenen bir medrese, kervansaray ve hamam kalıntısı bulunmuştur. Selçuklular döneminde önemli bir yönetim merkezi olduğu belirtilen Karahisar’daki Hüsamiye Medresesi, 1266’da Hüsameddin Timurtaş’ın vakfiyesiyle anılır; kervansarayın ise eski Çorum-Yozgat yolunun tam ortasında bir konaklama yapısı olarak inşa edildiği ileri sürülür (Çorum Tarihi, s. 77-79). Mecitözü kazasının kuzeyindeki Elvan Çelebi (Tekke) köyünde bulunan zaviye ve türbe kalıntıları da kitapta ayrıntılı ele alınır: zaviye üzerindeki kitabeden 681H/1282-83, türbe üzerindeki kitabeden ise 707H/1307 tarihleri okunabilmiştir. Kitaba göre Elvan Çelebi, Baba İshak Horasani’nin taraftarlarından Baba (Şeyh) İlyas’ın torunlarındandır ve belki de bir Hıristiyan ziyaretgahını İslamlaştırarak burada bir zaviye kurmuştur (Çorum Tarihi, s. 79-80). Bu tarihler, sitede yer alan Elvan Çelebi sayfasının verdiği 1352 kuruluş tarihinden farklıdır; kaynaklar arasındaki bu fark burada belirtilmekle yetinilmiştir.
Kitap, Çorum’un 13.-14. yüzyıllarda gerek dini gerekse siyasi karışıklıklarla ve sık yönetim değişiklikleriyle geçtiği, bu düzensizliğin bölgenin kültürel açıdan da kalıcı iz bırakacak bir gelişme göstermesini engellediği sonucuna varır (Çorum Tarihi, s. 80-81).
Kaynaklar
- Çorum Tarihi, 5. Hitit Festivali Komitesi; yay. haz. Çorum Belediyesi Kent Arşivi, 3. baskı, Çorum Belediyesi Kültür Yayını, Çorum 2020, ISBN 978-605-84272-4-2 (1. Bölüm 2. Kısım: “Bizans, Danişmend, Selçuklu ve Beylikler Dönemlerinde Çorum”, Ömür Bakırer), s. 59-92. https://www.corum.bel.tr/public/uploads/2026/01/corumtarihi.pdf
Sık sorulan sorular
Çorum Bizans döneminde hangi kentle özdeşleştirilir?
Çorum Tarihi kitabına göre araştırmacılar arasında görüş birliği yoktur: W.M. Ramsay 1890'da Bizans kaynaklarındaki Eukhaita kentinin bizzat Çorum olduğunu savunmuş, S. Vryonis yakın dönemde bu görüşü yinelemiştir; buna karşılık J.G.C. Anderson (1903) yakındaki Elvan Çelebi köyünü, H. Gregoire ve H. Cumont (1926) ise Avkat köyünü önermiştir. Kesin kanıtlayıcı belge yoktur (Çorum Tarihi, s. 61-62).
Selçuklu ve Beylikler döneminde Çorum nasıl bir yerleşimdi?
Çorum Tarihi'ne göre kent, dönemin ana kervan yollarının (batıda Ankara-Çankırı-Kastamonu-Taşköprü-Sinop, doğuda Kırşehir-Yozgat-Turhal-Amasya-Ladik-Samsun hatları) dışında kaldığından Sivas, Amasya ve Tokat gibi komşu merkezler kadar gelişememiş, kaynaklarda 'sönük bir kasaba' olarak tanımlanmıştır (Çorum Tarihi, s. 71-72).
Kırkdilim Savaşı nedir?
Çorum Tarihi'ne göre 1392 Temmuzunda Çorumlu sahrasındaki Kırkdilim mevkiinde Yıldırım Bayezid'in ordusu Kadı Burhaneddin'e yenilmiş, Şehzade Ertuğrul bu savaşta hayatını kaybetmiştir; ikinci bir Osmanlı seferiyle Çorum ve çevresi kısa süre sonra tekrar alınmıştır (Çorum Tarihi, s. 74).