İskilip'in Kaybolmaya Yüz Tutmuş El Sanatları

İskilip, Anadolu’nun esnaf loncası geleneğini hâlâ kısmen yaşatan az sayıda kasabasından biridir. İlçeyi gezen fotoğraf sanatçısı Haluk Uygur, “Az Gittik, Uz Gittik” adlı eserinde İskilip’i “doğal bir etnografik kent müzesi” olarak tanımlamış ve ilçenin UNESCO korumasına alınarak açık hava etnografya müzesine dönüştürülmesini önermiştir. Bu değerlendirmenin arkasında, Türkiye’nin birçok yerinde artık kaybolmuş dört el sanatının — sepetçilik, semercilik, ağaç oymacılığı ve ayakkabıcılık — İskilip’te hâlâ (sınırlı sayıda usta eliyle de olsa) sürdürülüyor olması yatar.
Semercilik
Yük hayvanlarının kullanımının azalmasıyla birlikte semercilik, İskilip’te ve ülke genelinde son dönemini yaşayan bir sanat hâline gelmiştir. İlçede bu mesleği sürdüren yalnızca birkaç usta kalmıştır. Semerler geleneksel olarak keçi derisi ve kamıştan (saz) yapılır; palan, çatal semer, sele semer ve katırlara takılan kara semer gibi farklı türleri bulunur.
Ağaç Oymacılığı
İskilip’te, özellikle Salliler mahallesi çevresindeki ustalarda ağaç oyma sanatının en güzel örnekleri görülür. Babadan oğula aktarılan bu zanaatte ustalar; kaşık, kepçe, çam oyma hamur teknesi, çam oyma su kapları, senek, bardak, sofra altları, yufka açmak için yaslağaç, yufkayı saç üzerinde pişirmek için bisleeç, oklava (oklağaç), kulp, bilye, çeşitli topaçlar, şekerlik, tokmaklı kağnı ve küçük çocukların yürümeye alışması için yapılan “kağnıcak” gibi çok çeşitli ev eşyasını el tezgâhlarında üretmeye devam ediyor. İskilip’in en bilinen ahşap ürünü olan İskilip beşiği de bu büyük oymacılık geleneğinin bir dalıdır.
Sepetçilik
Daha çok Karadeniz’de fındık toplamak için yapılan sepet örmeciliği, tarım faaliyetlerinin yoğun olduğu İskilip’te de yaşatılıyor. Yerel adlarıyla “he, çit, zembil, el sepeti, sele, sepet, kadın sepeti, çocuk sepeti” olarak anılan bu sepetler, fındık ağacı dalları ve “aksöğüt” denilen bir söğüt türünden örülür. 1849’da İskilip’i ziyaret eden gezgin Tschihatscheff, kasabayı “meyve ve asma bahçelerinin taze yeşiliyle kuşatılmış” bir yer olarak tarif etmiştir; bu bitki örtüsü zenginliği, ilçenin ağaç işlemeciliğine dayalı el sanatlarının gelişmesinde de payı olan bir etken olarak gösterilir.
Ayakkabıcılık ve Yemenicilik
İskilip’in eski çarşısında, esnafın ürününe göre adlandırılan “arasta sokakları” arasında bir de Ayakkabıcılar Arastası bulunur — Semerciler Arastası ve Leblebiciler Arastası’yla birlikte, Ahilik geleneğinin ilçedeki izlerinden biridir. Ayakkabıcılık (yöresel yemenicilik dahil), belediyenin kaybolmaya yüz tutmuş el sanatları arasında saydığı dördüncü zanaattır; ancak diğer üç zanaatın aksine bu meslekle ilgili ayrıntılı bir kaynak (ustaların sayısı, üretim tekniği) şu an için derlenebilmiş değildir — bu nokta ayrı bir araştırmayla doğrulanmayı beklemektedir.
Neden Önemli?
Bu dört zanaat, İskilip’in Osmanlı döneminden beri süregelen esnaf loncası kültürünün somut kalıntılarıdır. Ustaların çoğunun ileri yaşta olması ve çırak bulunamaması, Çorum Kalaycıları makalesinde anlatılan kalaycılık zanaatındaki tabloyla da örtüşen ortak bir kader: mesleğin son temsilcileri, ömürlerini verdikleri tezgâhları terk etmemeye çalışıyor. İlçenin tarihi çarşı dokusunu ve arastalarını merak edenler için İskilip Tarihi sayfası da kapsamlı bir çerçeve sunar.