Salnamelere Göre 19. Yüzyıl Sonunda Çorum'un Kazaları: İskilip, Osmancık, Sungurlu, Mecitözü

Salnamelere Göre 19. Yüzyıl Sonunda Çorum'un Kazaları: İskilip, Osmancık, Sungurlu, Mecitözü

Bu sayfa, Mehmet Çanlı’nın Ankara, Kastamonu, Sivas Osmanlı Vilayet Salnamelerinde Çorum (1869-1908) (kısaca Salnamelerde Çorum) kitabındaki I. Bölüm’e dayanarak, bugünkü Çorum ilinin dört büyük kazasını —İskilip, Osmancık, Sungurlu ve Mecitözü— salnamelerin verdiği nüfus, idari yapı, kurum ve üretim bilgileriyle ele alır. Dönemin vilayet-sancak bağlantılarının genel çerçevesi için bkz. Osmanlı Salnamelerinde Çorum. Kazaların kendi genel tarihi için bkz. İskilip Tarihi, Osmancık Tarihi, Sungurlu Tarihi, Mecitözü Tarihi.

İskilip Kazası

İskilip, 1867 Vilayet Nizamnamesi’yle önce Kastamonu Vilayeti Tosya Kazası’na bağlı bir nahiyeye indirgendi; ancak 1869 Kastamonu Vilayet Salnamesi’ne göre nahiye statüsündeyken bile dönemin bütün kaza kurumları (kaza idare meclisi, dava meclisi, belediye meclisi, Emlak Komisyonu) korunmuştu, 1870’te ise tekrar üçüncü sınıf kaza yapıldı (s. 27). 1869’da kazada bir hükümet konağı, bir belediye binası, otuz sekiz cami, kırk dört mektep, bir medrese, üç hamam, dört han ve üç yüz dükkân bulunuyordu; 1874’te cami sayısı aynı kalırken üç kütüphane, sekiz medrese, elli mektep, altı han ve beş yüz dükkâna ulaşıldı (s. 27).

Nüfus, 1869-1873 arasında kaza genelinde 11.921 erkek olarak sabit kaydedilmiş, 1888’de 37.819’a, 1893’te 43.511’e, 1907’de ise kaza genelinde 48.788’e (merkezde 12.914) yükselmiştir (s. 28-29). Kitaba göre gayrimüslim nüfus 1880’lerin başında önce Ermeni, 1890’ların başında da az sayıda Rum olarak görülmeye başlanmıştır (s. 29).

Eğitimde 1869’da yedi medrese ve kırk dört sıbyan mektebi bulunuyordu; 1894’te Çorum Sancağı’na bağlandıktan sonra beş kütüphane, on dört medrese, bir Rüştiye, iki ibtidai ve doksan yedi sıbyan mektebine ulaşıldı (s. 30). Kitaba göre İskilip’in dinî ve kültürel hayatı, Şeyhülislam Ebussuud Efendi’nin ve babası Şeyh Muhyiddin-i Yavsi Efendi’nin bu bölgede yaşamış olmasıyla özellikle öne çıkar; kazada otuz sekiz cami ve mescit, altı zaviye kayıtlıdır (s. 30-31).

Ekonomisi tarım, hayvancılık, tuz ve ormancılığa dayanıyordu; 1900’lerin başında ekilebilir arazi yaklaşık 320 bin dönümdü, yetiştirilen ürünler arasında buğday, arpa, mısır, pamuk, çeltik, kendir ve tütün sayılır. Kazada on sekiz debbağhane ve beş memleha (tuzla) bulunuyordu; buradan çıkan kaliteli tuz özellikle deri sanayiinde kullanılırdı. Her yıl 12 Eylül’de başlayıp sekiz gün süren bir panayır kurulur, ihracat Sinop ve İnebolu limanlarından yapılırdı (s. 31-32).

Sungurlu (Budaközü) Kazası

Sungurlu, 1867 Vilayet Nizamnamesi’nde Ankara Vilayeti Yozgat Sancağı’na bağlı üçüncü sınıf bir kaza olup o dönemdeki adı Budaközü’dür; Sungurlu adını tahminen 1873’te almıştır (s. 17). 1890’ların başında kazada bir hükümet konağı, bir belediye binası, yüz elli altı cami, yüz yetmiş bir mektep, üç kütüphane, bir medrese, gayrimüslimlere ait üç mektep, üç yüz on çeşme, on dört köprü, bir hapishane, bir hamam, üç han, sekiz fırın, iki yüz doksan dört dükkân, bir cephane ve bir karakol bulunuyordu; Çorum’a bağlanmadan önce kazaya yüz altmış köy bağlıydı (s. 18).

Nüfus 1881’de kaza genelinde 14.445, 1882’de 13.454, 1889’da 38.388 idi; 1893’te merkez kasabanın nüfusu 4.707, kaza geneli 29.670; 1907’de merkez 7.692, köyler 29.392’ydi (s. 19-20). Kitaba göre 1880’lerin başında ortalama otuz bin civarında nüfus bulunuyordu; gayrimüslim nüfus ağırlıklı Ermeni, bir miktar da Rum’du. Kitaba göre bu nüfus artışı, bölgedeki maden kaynakları, tuz işletmeleri ve orman işletmeciliğinin yoğunlaşmasıyla ilişkilidir (s. 20-21). Eğitimde başlangıçta üç medrese ve üç kütüphane bulunurken, 1894’te Çorum’a bağlandıktan sonra elli dört mektep, altı medrese, bir Rüştiye ve üç gayrimüslim mektebine ulaşılmıştır (s. 21).

Kitaba göre kazada 1890’larda merkezde beş, toplamda yüz elli altı cami vardı; en önemlisi H. 1170’te yapılıp H. 1194’te üç kubbe eklenen Sunguroğlu Camisi’dir. Salnameler ayrıca kaza sınırları içindeki Hitit kalıntılarına da değinir: Nefes Köyü yakınındaki Tavium, Boğazköy doğusundaki Pterium (Yazılıkaya) ve Çorum-Alaca arasındaki Höyük (s. 22-23).

Ekonomisi tarım, hayvancılık, tuz madenleri ve ormancılığa dayanıyordu; 1900’lerin başında ekilebilir arazi yedi yüz bin dönüme, mera iki yüz bin dönüme ulaşmıştı. 1893’te 64.902 koyun, 29.133 kıl keçisi, 5.831 tiftik keçisi, 18.244 sığır ve 1.823 manda kaydedilmiştir. Sekilü, Çoğul, Akçakoyunlu, Sarıkaya, Çayan, Alibaba ve Boncuk memlehalarında (tuzla) üretilen tuz, kalitesinden dolayı özellikle deri sanayiinde kullanılır, Amasya, Çorum, Sivas ve Merzifon’a gönderilirdi (s. 23-24).

Osmancık Kazası

Kitaba göre eski adı Eflanos olan Osmancık, 1075’ten itibaren Türk egemenliğine girmiş ve buraya Oğuzların Alayuntlu boyundan Sorgun Oymağı’nın adı verilmiştir; İskilip ve Hacıhamza ile Çorum havalisi bir süre buradan yönetilmiştir (s. 34-35). İdari bağlılığı defalarca değişmiştir: 1423’te Amasya’ya, 1596’da Çorum Sancağı’na, 1867’de yeniden Amasya’ya, 1894’te tekrar Çorum’a bağlanmıştır (s. 35). 1870’lerde Amasya Sancağı’na bağlı kazaya on dört mahalle, iki nahiye (Zeytün, Hacıhamza), yüz on dokuz köy bağlıydı; 1880’den itibaren nahiye sayısı beşe çıkarılmıştır (Hacıhamza, Kızıltepe, Dodurga, Akviran, Karaviran) (s. 35).

Nüfus 1870’lerin başında kaza genelinde ortalama on bir bin beş yüz civarında erkek nüfustan, 1876’da 14.575’e, 1902’de 32.021’e, 1907’de ise 29.473’e (merkezde 4.753) ulaşmıştır (s. 36). Kitaba göre gayrimüslim nüfus başlangıçta yoktu, 1876’da muhacir olarak bölgeye geldi, büyük kısmı daha sonra bölgeden ayrıldı; 1900’lerin başında az sayıda Ermeni ve Rum görülür (s. 36). Eğitimde 1870’lerde on dört mektep ve iki medrese bulunurken, 1900’lerin başında elli beş ibtidai mektebi, bir Rüştiye ve sekiz medreseye ulaşılmıştır (s. 37).

Kazanın dinî ve kültürel hayatında Osman Bey’in H. 720’de bölgeyi fethedip bir cami yaptırdığı ve kazanın adının ona atfen Osmancık olduğu yönünde rivayetler aktarılır. Sadrazam Koca Mehmed Paşa’nın H. 830’da yaptırdığı cami, II. Bayezid’in H. 901’de Kızılırmak üzerine yaptırdığı on beş gözlü köprü ve Seyyid Ali Koyun Baba Türbesi, kitapta anılan başlıca yapılardır (s. 37). Ekonomisi tarım, hayvancılık ve ormancılığa dayanıyordu; kazanın 214 bin dönüm civarındaki arazisinin yarısı ekilebilirdi, yetiştirilen ürünler buğday, arpa, pamuk, pirinç ve üzümdü; haftada bir gün (perşembe) pazar kurulurdu (s. 38).

Mecitözü Kazası

Mecitözü’nün Selçuklu ve Osmanlı dönemine giriş tarihi Mecitözü Tarihi sayfasında ele alınır; kitap bu bilgiyle uyumlu olarak kazanın incelenen 1869-1907 döneminde hep Sivas Vilayeti Amasya Sancağı’na bağlı üçüncü sınıf bir kaza olarak kaldığını, ancak 1916’da Çorum Sancağı’na bağlandığını belirtir (s. 38). 1873’te kazaya dört nahiye (Hacı Kasabası, Veray, Zünnun, Gelengiras) bağlıydı; 1880’den itibaren nahiye sayısı altıya çıkarılmıştır (Efgani, Elvan Çelebi, Tuğla/Doğla, Gök, Karahacib, Veray). Kaza 2.170 hane ve 134 köyden oluşuyordu; 1890’da köy sayısı 160’a ulaşmıştır (s. 38).

Nüfus 1870’lerin başında ortalama on iki bin civarında erkek nüfustan, 1903’te otuz beş bin dokuz yüz doksan sekize (kaza geneli) yükselmiştir; kitaba göre gayrimüslim nüfus içinde Rum ve Ermeni’nin yanında Protestan nüfus da bulunuyordu (s. 39-40). Eğitimde 1870’lerde bir medrese ve yirmi öğrenciyle sınırlıyken, 1875’ten itibaren medrese sayısı dokuza çıkmış, kız çocuklarının da alındığı sıbyan ve idadi mekteplerinde toplam yaklaşık üç bin öğrenciye (iki bin erkek, bin kız civarında) ulaşılmıştır; 1890’da Rüştiye açılmıştır (s. 40-41).

Kazanın merkezi Hacı Köyü’dür; elli cami ve sekiz mescit kayıtlıdır, en önemlisi Avukanlızade Süleyman Bey’in H. 1200’de yaptırdığı Büyük Cami’dir. Aşık Paşa soyundan Elvan Çelebi’nin tekke ve zaviyesi, kitabın yazıldığı dönemde hâlâ faaldi (s. 41). Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanıyordu; 364.383 dönümlük tarım arazisinde buğday, arpa, haşhaş, elma, armut, ayva, erik, kızılcık ve üzüm yetiştirilirdi; sanayi üretiminde yünden acem şalına benzer şal, pamuklu bez, kıldan çul-çuval ve kendirden sicim-urgan imal edilirdi; pazar cuma günleri kurulurdu (s. 41).

Alaca ve Kargı: nahiyeden ilçeye

Bugün birer ilçe olan Alaca ve Kargı, incelenen dönemde nahiye statüsündeydi. Hüseyinabad (bugünkü Alaca) Nahiyesi, 1867 Vilayet Nizamnamesi’ne göre Yozgat Sancağı merkezine bağlıydı ve yetmiş dört köyü vardı; 1894’te Çorum Sancağı’na bağlanmıştır (s. 24). Kitaba göre 1878’de nahiye merkezinin nüfusu 2.338’dir (s. 25). Kargı Nahiyesi ise 1869’da Kastamonu Vilayeti’nin Tosya Kazası’na bağlıydı, 1900’de Osmancık Kazası’na bağlı görülür; dört cami, bir han ve bir hamamı vardı. Çorum sancak haline geldiğinde de Tosya’ya bağlılığı sürmüş, Kargı ancak 1957’de Çorum’a bağlanmıştır (s. 32). Alaca Tarihi ve Kargı Tarihi sayfalarında ilçelerin genel tarihi anlatılır.

Kaynaklar

Sık sorulan sorular

İskilip Osmanlı döneminde hangi vilayete bağlıydı?

Mehmet Çanlı'nın kitabına göre İskilip, 1867 Vilayet Nizamnamesi'nden itibaren Kastamonu Vilayeti'nin Kastamonu Sancağı'na bağlı bir kazaydı; 1894'te Çorum Sancağı'na bağlandı (Salnamelerde Çorum, s. 27, 9).

Mecitözü ne zaman Çorum'a bağlandı?

Kitaba göre Mecitözü, 1869-1907 arasında hep Sivas Vilayeti Amasya Sancağı'na bağlı kalmış, ancak 1916'da Çorum Sancağı'na bağlanmıştır (Salnamelerde Çorum, s. 38).

Osmancık'ın Osmanlı dönemindeki idari bağlılığı nasıl değişti?

Kitaba göre Osmancık 1423'te Amasya'ya, 1596'da Çorum Sancağı'na, 1867'de yeniden Amasya'ya, 1894'te ise tekrar Çorum'a bağlanmıştır (Salnamelerde Çorum, s. 35).

Yapay zekâ ile

Çorum'u sorarak keşfedin

Tüm araçlar ve kurulum

Soru sorarak arayın

“Hititlerin başkenti neresiydi?” gibi bir cümle yazın; anlamca en yakın sayfalar gelsin.

Aramayı aç ⌘K

Asistanınıza bağlayın

MCP sunucusuyla Claude, ChatGPT, Cursor ve VS Code sitede arama yapıp kaynak göstererek yanıt verir.

Kurulum adımları

llms.txt

Yapay zekâ modelleri için hazırlanmış site haritası ve tüm içerik özetleri tek dosyada.

Dosyaları gör

Uygulama olarak yükleyin

Ana ekrana ekleyin; gezdiğiniz sayfalar ören yerinde çekim olmasa da açılır.

Nasıl yüklenir?

Bir yer, yemek ya da konu yazın; ya da “Hititlerin başkenti neresiydi?” gibi bir soru sorun.